Evlilik birliği, Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde kurulan ve taraflara çeşitli hak ve yükümlülükler yükleyen resmi bir kurumdur. Ancak hayatın olağan akışı içerisinde, tarafların bir arada yaşama iradesini kaybetmesi veya kanunda sayılan haklı sebeplerin ortaya çıkması neticesinde bu birliğin hukuki olarak sonlandırılması gerekebilir. Boşanma süreci, yalnızca hukuki bir prosedür olmanın ötesinde, bireylerin psikolojik, ekonomik ve sosyal hayatlarını derinden etkileyen hassas bir dönemdir. Bu bağlamda, boşanma davalarının hukuki zeminde, hak kayıplarına mahal vermeden yürütülmesi büyük önem taşır.
Türk Hukuk sisteminde boşanma davaları, temel olarak “Anlaşmalı Boşanma” ve “Çekişmeli Boşanma” olmak üzere iki ana kategoride incelenmektedir. Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması şartıyla, eşlerin boşanmanın tüm mali sonuçları ve müşterek çocukların durumu (velayet, iştirak nafakası, kişisel ilişki tesisi vb.) hususunda uzlaşarak hazırladıkları bir protokol çerçevesinde mahkemeye başvurdukları dava türüdür. Sürecin hızlı ve taraflar açısından daha az yıpratıcı olması sebebiyle sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak bu protokolün hukuki geçerlilik şartlarını taşıması ve tarafların haklarını koruyacak şekilde, muğlak ifadelerden uzak, net bir dille hazırlanması elzemdir.
Çekişmeli boşanma davaları ise tarafların boşanma kararı, kusur tespiti, nafaka, tazminat veya velayet gibi temel konularda uzlaşamadıkları durumlarda gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu, çekişmeli boşanma sebeplerini “özel” ve “genel” sebepler olarak ikiye ayırmıştır. Zina (aldatma), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı kanunda sınırlı sayıda sayılan özel boşanma sebepleridir. Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır; halk arasında “şiddetli geçimsizlik” olarak da bilinen bu durum, eşler arasında ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede temelden bir sarsılma olmasını ifade eder.
Boşanma davası sürecinde en çok ihtilaf yaşanan konuların başında velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gelmektedir. Velayet konusunda Türk mahkemelerinin dikkate aldığı yegane ve mutlak kriter “çocuğun üstün yararı”dır. Çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişimi için hangi ebeveynin yanında kalması daha uygun olacaksa, pedagojik raporlar da dikkate alınarak mahkeme velayeti o eşe bırakır. Nafaka türleri ise dava süresince hükmedilen tedbir nafakası, çocuk için ödenen iştirak nafakası ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş için bağlanan yoksulluk nafakası olarak ayrılmaktadır. Yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanmada diğer eşe nazaran daha ağır kusurlu olmaması şartı aranır.
Maddi ve manevi tazminat talepleri, boşanmaya sebep olan olaylar neticesinde mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ya da kişilik hakları saldırıya uğrayan eş tarafından ileri sürülebilir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların kusur oranları, ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet ilkesi göz önünde bulundurulur. Mal paylaşımı ise boşanma davasının kesinleşmesinden sonra görülen ayrı bir dava türüdür. Yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma rejimi” gereği, evlilik birliği içerisinde karşılığını vererek elde edilen malvarlığı değerleri üzerinde eşlerin yarı yarıya hakkı bulunmaktadır.
Boşanma davası sürecinde en önemli hususlardan biri de iddiaların ispatıdır. Çekişmeli boşanma davalarında taraflar, eşinin kusurlu davranışlarını kanıtlamak zorundadır. Bu ispat, mutlak surette hukuka uygun yollarla elde edilmiş delillerle yapılmalıdır. Hukuka aykırı olarak, örneğin gizli kamera yerleştirerek elde edilen deliller, Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği ilkesini ihlal ettiği için mahkemece hükme esas alınmaz. Telefon kayıtları (HTS), banka dökümleri, sosyal medya yazışmaları, darp raporları ve tanık beyanları yasal delil türleridir. Tanıkların görgüye dayalı bilgileri, mahkemenin kanaat oluşturmasında büyük bir role sahiptir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) gereği belirlenen kesin sürelere riayet edilmemesi, delil sunma hakkının düşmesine neden olabilir.
Boşanma davalarında yetkili ve görevli mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesidir. İstanbul gibi büyükşehirlerde adli yargı çevresi geniş olduğundan, Şişli ilçesinde ikamet eden veya son altı ayını Şişli’de geçiren çiftlerin boşanma davaları genellikle İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan Aile Mahkemelerinde görülmektedir.
Hukuki uyuşmazlıkların çözümünde bireylerin kendilerini bizzat temsil etme hakkı bulunmakla birlikte, usul kurallarının katı bir şekilde uygulandığı aile hukukunda bir avukatın mesleki yardımından faydalanmak, telafisi güç zararların önüne geçilmesi adına kritik bir öneme sahiptir. Sürelerin kaçırılmaması ve hakların etkin bir biçimde savunulması hukuki bilgi ve tecrübe gerektirir.
Avukatlık mesleği bir kamu hizmetidir. Boşanma süreci, usul hukuku açısından belirli şekil şartlarına ve yasal sürelere tabidir. Dilekçelerin mevzuata uygun hazırlanması ve delillerin yasal süreler içinde sunulması davanın seyri açısından gereklidir. Bu kapsamda Av. Tolga Çelik ve Av. Nur Baştürk, aile ve boşanma hukuku alanındaki güncel gelişmeleri ve hukuki süreçleri inceleyerek kamuoyunu bilgilendirme amacıyla makaleler kaleme almaktadır.
Sonuç olarak, İstanbul Şişli ve çevresinde boşanma süreci içerisine giren bireylerin, sürecin hukuki ve mali boyutlarını göz ardı etmemesi gerekir. Her somut olay kendi içinde farklı dinamikler barındırdığından, matbu şablonlar yerine, olayın özelliklerine uygun, titiz bir hukuki sürecin yürütülmesi adaletin tecellisi için en doğru yaklaşım olacaktır.
1
Dijitalleşen Restoranlar İçin Yeni Nesil Adisyon Sistemi
2
Kaynak Makinası – Kaynak Makinası Fiyatları
3
Instagram’da Büyümenin Yöntemleri
4
Özel Tasarım Giyinme Odası Modelleri: Fonksiyonel, Şık ve Kişisel Alan Çözümleri
5
Carrara Mermerde Zamansız Estetik, Doğal Doku ve Mimari Kullanım Avantajları
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.